21 Haziran 2021 Pazartesi 02:00
Müslümanların mukaddes değerleri nelerdir? İslam’da dini değerler ve kutsallar  hangileridir? Müslüman alemi için kutsal sayılanlar...
Takip Et:

Mukaddesat, Mukaddes kelimesinin çoğulu olmaktadır. Mukaddes, kutlu, kutsal ve temiz anlamlarına gelmektedir. Dinî yönden, temiz ve manevi üstünlüğü olan şeylere “mukaddesat” denmektedir. Ahlaki açıdan neyin daha yüksek ve saygıya değer olduğu ve onlara gösterilmesi gereken saygı, kısaca özetlenmiştir.

Allah Teala

Bizi yaratan, yaşatan ve bize sayısız nimetler ve yetenekler bahşeden yüce varlığın ismidir.

İyi ve faydalı bir işe başlarken onun adı belirtilmelidir. Yani "Bismillâhi'rRahmâni'rRahîm" olarak adlandırılmalıdır. Allah'ın isminin zikredilmesiyle başlamayan hiçbir iyi ve önemli işlerde verimli bir sonuç alınamaz.

Aslında Peygamberimiz;

“Herhangi önemli bir işe Bismillah ile başlanmazsa o iş sonuçsuz kalır” buyurmuştur.

Kuran okumak dışında herhangi bir işe başladığınızda beslemek yeterlidir. Halbuki Kur'an okunurken Basmal önünde "Eûzü billâhi mine'ş Şeytani'rracim" denilmelidir. Eti yenen her hayvan, kesim anında Allah'ın adı anılarak kesilmektedir.

Allah'ın adı geçince büyüklüğünü ifade eden "Celle Celâlühu" olarak anılır. Bütün bunlar Allah'a saygının bir ifadesi anlamlarına gelmektedir.

Kitaplar

Bildiğiniz gibi Allah'a inanmak ve O'na mümkün olan en büyük saygıyı göstermek, Peygamberlerinin gönderdiği kitaplara inanmak ve saygı duymak vazifesidir. Kur'an-ı Kerim, Yüce Allah'ın gönderdiği kitapların sonuncusudur. Peygamberimize bildirildiği gibi değişmeden ellerimize ulaşmıştır. Çünkü Kur'an-ı Kerim için Yüce Allah,

“Kur’an’ı biz indirdik, elbette onu biz koruyacağız.” buyurmuştur.

Kur’an, insan sözü değil, Allah’ın sözüdür.

Bu nedenle Kuran abdestte tutulur. Abdest almayan kişi Kuran'ı okuyabilirse de dokunamaz.

Okumaya başlamadan önce Basmal'a ya da "Eûzübillâhi mine'ş Şeytani'rracîm'e çekiliyor. "Bismillâhi'rRahmani'rRahîm" olarak adlandırılır ve daha sonra okunur.

Kur'an-ı Kerim temiz yerlerde ve işitebilenlerle birlikte okunur. Kirli yerlerde ve başka yerde meşgul olanların huzurunda açıkça okunmaz.

Kur'an-ı Kerim'i yüksek sesle okumak, dinlemeye uygun olmayanların çarşılarda, parklarda ve dinlenme yerlerinde duyması için uygun değildir. Çünkü burada Kuran'ı işitenler manevi sorumluluk taşırlar. Bu duruma sebep olmak doğru değil.

Kuran’ın yazılı olduğu ayetler  tuvaletlerde yer almamalıdır ve parmaktaki yüzük ya da boyundaki kolyede yazılı ayet varsa tuvalete girmesine izin verilmez.

Kur'an'ın temiz bir yere bezin içine sararak ve ayak altında olmayacak bir yere konulması gerekir. Kuran'ı öpebilirsin. Buna "diyanet öpmesi" denmektedir.

Peygamberler

Hepimizin bildiği gibi, peygamber, Tanrı'nın en önemli hizmetkarıdır. Yüce Allah, emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etmek üzere tayin ettiği mübarek bir kimsedir. Tüm peygamberlere ayrım gözetmeksizin inanılmalı ve saygı gösterilmelidir.

Bir peygamberin adı zikredildiği zaman selamlarda anılacaktır. Mesela İbrahim (as), İsa (as) gibi.

Peygamberimizin adı anıldığı zaman, ona salâtü selam getirilir. “Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem” veya “aleyhi’ssalâtü ve’sselam” denir.

Peygamber hariç Salavat ile kimse anılmaz. Adı “Ömer aleyhi’ssalâtü vesselâm” veya “Ömer aleyhi’sselâm” denilmez. Peygamberimiz anıldığında " salallahu alayhi ve alaalâlihi ve sahbihi ", yani “Allah Teala, Muhammed’e ve onun âl ve ashabına salât ve selam buyursun” anlamına gelir.

Yüce Allah, Kuran'daki peygamberimize salatü selam ve şunları söylememizi emreder:

“Allah ve melekleri Peygambere çok salât ederler. Ey müminler! Siz de ona salât ve tam bir teslimiyetle selam edin.”

Allah'ın nimeti merhamet demektir. Meleğin kutsaması,

Bu, peygamberin ihtişamını artırmak ve müminlerden af ​​dilemek içindir.

İnananların duası duadır.

Yüce Allah, peygamberimize hürmet edenlere merhamet edecektir. Peygamberimiz şöyle dedi:

“Her kim bana salavat getirirse, Allah Teala o kimseye on rahmet eder.”

Yine Peygamberimiz;

“Günlerinizin en faziletlisi Cuma günüdür. O günde bana çokça salâtü selam getirin. Çünkü sizin salât ve selamlarınız (melekler aracılığıyla) bana sunulur.” buyurdu. Ashab;

—Ey Allah’ın Resulü, getirdiğimiz salâtü selamlar, size nasıl arz olunur, hâlbuki siz çürümüş bulunacaksınız, dediler. Peygamberimiz,

Allah Teala, peygamberlerin cesetlerini yeryüzüne haram kılmıştır (yani onların cesetleri çürümez),  buyurdu.

Abdurrahmân İbn Ebî Leylâ (ra.) şöyle demiştir:

—Bana bir kere Ka’b b. Ucre karşı geldi ve dedi ki:

—Ey İbn Ebî Leylâ! Peygamber’den (sas.) işittiğim bir salâtü selamı sana hediye edeyim mi? Ben de;

—Evet, onu bana hediye et, dedim. Ka’b; —Biz bir kere Resulullah (sas.)’a;

—Ya Resulallah, Ehli Beytine has olarak sana nasıl salât edelim? Çünkü Allah, bize yalnız size nasıl selam edeceğimizi öğretti, dedik. Resulullah, bize;

—Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahime inneke hamidün mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kema bârekte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahime inneke hamidün mecîd, deyin, buyurdu.

Salâtü selam Allah için getirilmektedir. Dünyadan herhangi bir çıkar için denilmez. Satıcı malları müşteriye gösterirken "Subhanallah" derse veya peygamberi övüp malını beğenmek isterse mallar mekruh olur. Çünkü övgü adı Allah'a değil mallara aittir.

Peygambere bereket ve selam söylemek, kıyamet günü peygambere yakınlaşmaya ve şefaate ulaşmaya yardımcı olur.

Ashabı Kiram

Refakatçiler, peygamberimize inanmaya istekli ve mutlu olanlardır.

Bunlar ilk Müslümanlardır. Peygamberin sözleriyle onurlandırılan ve doğrudan peygamberden yararlanan mutluluğa sahip kişilerdir. Peygamberlerimizle birlikte İslam'ı yaymak için büyük fedakarlıklar yapan, bunun için mallarını ve canlarını feda eden seçkin insanlardır. Müslümanların gözünde çok saygı görüyorlar. Her halükarda Allah'ın gözünde onlara uyan hiç kimse derecesine ulaşamaz.

Peygamber Efendimiz, ashabına şöyle buyurmuştur:

“Sakın, sakın Ashabım aleyhinde bulunmayınız. Onları hedef seçmeyiniz. Onları seven, bana olan sevgisi sebebiyle sever. Onlara buğz (kin ve nefret) eden, bana olan kini ve nefreti sebebiyle buğz eder. Onlara eziyet eden bana eziyet etmiş olur. Bana eziyet eden de Allah’a eziyet etmiş sayılır. Allah’a eziyet eden ise çok sürmez, Allah onun cezasını verir.”

“Sakın Ashabıma sebbetmeyiniz (kötü söylemeyiniz. Çünkü onların fazileti yüksektir.) Sizden birinin Uhud dağı kadar altın sadaka verdiği farz edilirse, bu (sadakanın sevabı) Ashabdan birisinin iki avuç sadakasına erişemez. (Hatta) bunun yarısına da ulaşamaz.”

Kilam'ın yoldaşlarına atıfta bulunulduğunda saygı ile anılırlar ve "Radiallahu anh" (Radiallahu anh) olarak adlandırılırlar, bu da "Allah onu razı etsin" anlamına gelir. Bu kadından bahsedilirse, buna "Radalala Anha" denir. İki kişiden bahsedilirse bunlara "Radıyallâhüanhum", iki veya daha fazla kişi geçiyorsa "Radıyallâhüanhum" denir. Bu, özel bir saygı göstergesidir.

Âlimler

Kuran'ın ilk emri "okumak" tır. Okumak ve bilgiye sahip olmak insanın gücüdür. Çünkü Yüce Allah, bilenlerle bilmeyenlerin aynı olmadığını söylüyor.

Kuran şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

“Allah, içinizden iman edenlerle, kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.”

“Allah’tan kulları içinde ancak bilgi sahibi olanlar korkar.” Peygamberimiz de,

“Allah Teala kimin hayrını dilerse, onu dinde âlim ve fakih yapar.” buyurmuştur.

Bilgi yolu cennet yoludur.

Peygamberimiz;

“Bilgi öğrenmek için yola çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.” buyurmuştur.

Bilgi, insanlar için büyük bir değerdir. Bilgisiz bile ibadet edilmez.

Bilgi, bir kişinin kafasını ve çevresini aydınlatan bir ışıktır. Bu ışıktan mahrum kalan herkesin doğru yolu bulması zordur.

 

İlimin ve âlimlerin üstünlüğünü ifade eden aşağıdaki hadise dikkat edilmelidir.

Ebu'd Derda (ra.) Diyor ki:

Peygamberimizden şöyle buyurduğunu işittim:

“Her kim bilgi öğrenmek için yola çıkarsa, Allah Teala ona Cennet yolunu kolaylaştırır. Şüphesiz melekler de ilme talip olanlara, hoşlandıklarından dolayı, kanat gererler. Göklerde ve yerde bulunan varlıklar, hatta sudaki balıklara varıncaya kadar, hepsi ilim sahipleri için Allah’tan af dilerler. Bir ilim sahibinin, bir ibadet eden üzerine üstünlüğü, Ay’ın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir.

Âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne bir altın ve ne de bir gümüş miras bırakmamışlardır. Ancak ilmi miras bırakmışlardır. İşte o mirasa konan, sonsuz bir haz ve nasip almış demektir.”

Bu nedenle bilenlere saygı göstermek İslami eğitimin bir gereğidir. İslam dünyasında âlimlere her zaman saygı duyulmuş ve anıldıklarında "Allah'a rahmet" veya "rahimehullah" demek onlara saygının bir ifadesi haline gelmiştir.

Peygamberimizin tüm dostlarını ve alimlerini iyi ve saygıyla anmak, hepsine şefkat göstermek, hiçbirini kötü söylememek, saygısızlık etmemek dinimizin öğrettiği ahlaksızlıktır. Kendi aralarında çıkan kavgaları ve tartışmaları ileri sürerek onlar hakkında saygılı ve ahlaksız sözler söylemek doğru değildir. Olgun bir mümin için uygun değildir.

Mâbetler

Camiler ve mescitler, Allah’a tapılan kutsal yerlerdir. Bunlardan en önemlileri Kabe'yi çevreleyen "Mescid-i Haram", Peygamberimizin türbesinin bulunduğu "Mescid-i Nabi" ve Kudüs'teki "Mescid Aksa" dır.

Camiler ve mescitler ibadet edilecek yerlerdir. Bunlara saygıyla girilmektedir. Caminin yapısına aykırı davranışlardan kaçınılır. Camilerde uyumak ve yemek yemek mekruhtur. Bir de camilerde toplanarak dünya meselelerinden bahsetmek mekruhtur. Çünkü bu iş için camiler inşa edilmemiştir.


Son Güncelleme: 21.06.2021 02:00
Takip Et:
Anahtar Kelimeler:
AllahDinKuranPeygamber
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.