12 Mart 2021 Cuma 16:20
Mehmet Akif neden Mısır'a gitti, neden sürgün edildi?
Takip Et:

Her sene Mehmet Akif Ersoy'u anma etkinlikle yurdun dört bir yanında yapılıyor. İstiklal Marşı'nın milli şairi olması sebebiyle de adına düzenlenen etkinlikler sosyal medya üzerinden de yankı uyandırıyor. 

İstiklal Marşı'nı milletine adadıktan sonra gönüllü olarak Mısır'a gitmek istedi. 1925-36 seneleri arasında eşi ve iki çocuğuyla geri dönmemek üzere Mısır'a gitti. En yakın arkadaşı olan Şefik Kolaylı'ya gitmesinin ardındaki nedeni şu şekilde açıklamış; 'Arkamda hafiye dolanıyor. Vatanına, milletine ihanet eden birisi değilim. Bu muameleyi haketmiyorum.'

Vatanına gönderdiği mektuplarda bu söylenti yer almıyor. Aksina vatanını çok özlediğini sölüyor. 

Milli şairin torunları Ferda ve Selma Argun, yıllardır sakladıkları, fotoğraf ve belgeleri koleksiyoner, Rüyan Soydan'a vererek gerçekleri ortaya çıkardılar. Kitabın oluşmasındaki kaynak bu belgeler oldu. 

Kitabı derleyen Özalp, Mehmet AKif Ersoy'un Mısır'a gidip geldiğini ama 1925-36 yılları arasında devamlı gitme kararını kaleme alırken, Özalp şunları da söylemiştir; Mehmet Akif Ersoy'a gereken değer ve önemi veremedik. Emekli maaşı bile verilmedi. Devlet tarafından da takip ettirilmekteydi. 

Ersoy'un Mısır'daki arkadaşı Abbas Halim Paşa'nın davetine karşılık vererek, ailesini de alıp Mısır topraklarının Hilvan semtine yerleşmiştir. 

Diğer üç evladı, Cemile, Fuad ve Feride Türkiye'de kalmaya devam etti. 

Mısır'da edebiyat dersleri vererek geçimini sağlayan Ersoy, arkadaşının çocuklarına da özel dersler vererek Mısır topraklarında geçindi. Emin ve Tahir Mısır'da öğrenimlerine devam ederken, Ersoy, eşi İsmet Hanım'ı hiçbir zaman yalnız ve kimsesiz hissettirmemiştir. Her daim yanında olarak varlığını hissettirmiştir. 

Mısır topraklarında Kur'an-ı Kerim çeviriside yapmış olmasına rağmen nerede ne vaziyette olduğu bilinmiyor. 

Türkiye'ye gönderdiği mektupların içeriğinde çocuklarına duyguğu hasreti ve vatana duyduğu özlemi dile getirirken, çeşitli öğütlerde bulunuyor.

Maddiyatın değerini 1928'de damadına yönelik yazdığı belgede şu şekilde izah ediyor:''Dünyada para en gerekli şey bu yüzden onu idareli harcamalıyız'' Har vurup harman savurmamak tabiri caize burada anlatılan şeydir. 

Vatana sonsuz hizmetin en mübarek girişim olduğunu da vurgulayan Ersoy, bir başka mektubunda ise; ' Doğu hizmeti için görevlendirilmişsiniz, yurdun her yerine gidilmeli' diye eklemiş.

Vatanın her köşesini birbirinden ayırmadan hizmet etmenin gerekliğine değinen Ersoy, her ne şartta olursa olunsun vatana hizmet etmenin bilinciyle hareket edilmesi gerekiğini söylemiştir.

Amerika'da yaşanan ekonomik sıkıntının Mısır'a etkisinden söz ederken mektuplarına da bunları yazıyor.

Yine bir başka mektubunda damadına yazarken, Mısır'ın Amerika'daki ekonomik sıkıntıdan sonra izlerine değiniyor ve sıkıntılı yılların geldiğini anlatıyor. Ekmek almakta zorlanıldığını, iş bulunmadığını ve kendileri bu tarafa gelmek isterse önermediğinin altını çiziyor. Geleceğe dair Mısır'da ümidin olmadını vurguluyor. 

Mısır'a iş bulmak amacıyla dünyanın her yerinden gelenlerin iş bulamadığını kaydederek, burada artık umut yok diye ekliyor.

Türkiye'deki çocuklarının, anne ve babasına hasretle yazdığı mektuplara cevap veren babası Ersoy, çocuklarının üzülmemelerini, hallerinden daha kötü olanların varlığından söz ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde huzurun kalmadığını söylüyor. Anlattıkları karşısında insan donup kalıyor öyleki, işsizlikten kendini öldürenler, isyana geçen halk, bankaların çökmesi gibi belli başlı şeyleri 1933 yılında kızı Suad Hanım'a yazıyor.

Suad Hanım, 1934 yılında da bir mektubunda doğuya gittiklerini söylerken üzülüyor. Ersoy ise, kızını telkin edici cümleler yazarak onu sakinleştirmeye çalışıyor. 

Bazı hedeflere ulaşmak için fedakarlıklar yapıldığını söyleyen Ersoy, bunlara katlanarak mertebeye ulaşılacağını söylüyor. 

Ersoy, uzaktada olsa her daim evlatlarının başında oluşunu ve yanlarındaymış gibi onlara destek çıkmasını devam ettiriyor.

Mısır topraklarına, yabancı bir gensin varlık, mutluluk ve zenginliğini elinin tersiyle itip geldiğini ve bu gelişle gencin gurur duyduğunu söylerken. Bizim milletimizin İstanbul'dan Bursa'ya gidişindeki yasını yersiz bulduğunu da ekliyor. Gencin vatanı için kendini nelere gömdüğünü binbir türlü felakete katlandığını söylüyor. 

Mesud olup, ellerindekinin kıymetini bilmeyenlere karşı serzenişte bulunan Ersoy, kızı Suad Hanım'ın da zamanla onlardan biri olacağını düşünüyor. Halimizi şükrederek, bulunduğumuz konuma hamd ederek hiçbir şeyimizin eksik olmadığını tekrar hatırlatıyor. Dünyanın bir mahşer yeri olduğu ve kimse kimseye dönüp bakmıyor. Biri aç yatsa diğerinin haberi yok. İnsan bir yiyip bin defa şükretmeli.

Mehmet Akif Ersoy ile evlatları arasında geçen mektuplaşmada gördüğümüz şudur ki; Mehmet Akif'in dünyaya bakış açısını anlıyoruz. Her daim kanaatkar, şükrü dilinden düşürmeden hayatının her kademesine iliştirerek yaşadığının öneği de gözler önünde. Mehmet Akif Ersoy'un yaşadıkları hala bir muamma olsa da, aydınlanan tarafıyla sizler için kaleme aldık.

Memleket hasretine daha fazla dayanamadan 1936 yılında dönmeye karar veriyor. 1936'da hayata gözlerini yumuyor. Mezarı Edinekapı Mezarlığı'na defnedilmiştir.
 




Son Güncelleme: 12.03.2021 16:20
Takip Et:
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Popüler Haberler