01 Aralık 2019 Pazar 13:49
Kanal İstanbul projesinin riskleri neler?
Takip Et:

Kanal İstanbul Projesi'nin ÇED raporu 28 Kasım Perşembe günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda TEMA Vakfı temsilcilerinin katılmış olduğu İDK Toplantısı'nda değerlendirmelerde bulundu.

Proje'nin İstanbul ve Marmara çevresinde gerçekleşeceği ve risklerin toplum ile paylaşılmasının şart olduğunu vurgulayan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, "Kanal İstanbul’un sadece bir deniz yolu ulaşımı projesi olarak değerlendirilmemesi gerekir. Çünkü projenin şehrin tüm karasal ve denizel yaşam alanlarını, yer altı suyu sistemini ve ulaşım sistemini tamamen değiştirmesi söz konusudur. Bu nedenle Kanal İstanbul Projesi’nin üst ölçekli mekânsal planlama ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarının mutlaka yapılması gerekmektedir. Projenin bu süreçler dışında tutularak sadece ÇED süreci ile hayata geçirilmesi, gelecekte karşılaşılması muhtemel risklerin ve yaşanacak olumsuz sonuçların toplumla ve projeden doğrudan etkilenecek olan kesimlerle paylaşılmaması anlamına gelmektedir,” şeklinde konuştu.

Kanal İstanbul projesinin riskleri neler

İstanbul’un tarım arazileri yapılaşma baskısı altında

Kanal İstanbul Projesi'nin gerçekleşmesi durumunda büyük bir kısmı  Avrupa Yakası'nda bulunan tarım alanlarının yapılaşmaya açılması tehdidinin olacağı tahmin ediliyor. ÇED raporunda, proje bölgesinin %52,16'lık kısmının ise tarım alanı olduğu söyleniyor. Fakat bu tarım alanlarının kaybı yanlızca kanalın geçeceği kısımda ki tarım alanları ile sınırlı olmayacak şekilde kanalın çevresinde oluşacak yapılandırma sebebi ile büyük bir hasara neden olabilir.

Deprem riski altında olan İstanbul'da 8 milyon nüfuslu bir ada oluşturuluyor

Kanal İstanbul Projesi ile beraber 8 milyon nüfuslu 97.600 hektarlık bir ada oluşturulması planlanıyor. Deprem riski olan ve yoğun bir nüfusu taşıyan bu bölgede yanal ve düşey hareketere karşı nasıl bir reaksiyon göstereceği ÇED raporunda tahmin edilemez bir durum alıyor.

İstanbul'un önemli içme suyu kaynakları risk altında

ÇED raporunun analizlerine göre İstanbul'un temel su kaynaklarından biri Sazlıdere Barajı kullanmaz durumda. Bu iklim değişkliğinin kuraklık gibi sebeblerden İstanbullu için su kaybı olacağa benziyor. Bunun yanında Silivri, Çatalca ve Büyükçekmece ilçelerinin altında yoğunlaşmış yer altı suyu havzaları, iklim değişikliği kaynaklı kuraklık karşısında hayati öneme sahip tatlı su rezervleridir ve önemli miktarda tarım arazisini sulayabilecek kapasiteye dayanıklıdır. Projenin ÇED raporu bu riskin altını çiziyor fakat etkisini detaylı olarak raporlıyamıyor.

Yeni oluşacak doğal yaşama etkisi öngörülebilir değil

Kanal İstanbul güzergahı, öncelik olarak doğal varlıkları Trakya'nın zengin nadide bölgesinde bulunuyor. Güzergahta olan Terkos Gölü ve çevresi, ülkemizin en zengin floryaya sahip bölgelerinden biridir. Bu proje ise İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Trakyayı ayırarak nüfusun bir bölümüne ada da yaratacaktır. Bu izolasyon doğal yaşama nasıl tepki vereceği belli değil.

Bölgenin iklim dengesini etkileyecek

Karadeniz'i Marmara'ya bağlayan Türk Boğazlar sisteminin kendine ait özelliklerini barındıran iki tabakalı bir su ve akım yapısı mevcut. İstanbul Boğazı, Karadeniz'e nehirler ile gelen sular ile Akdeniz'den gelen sular arasında denge oluşturacak.


Son Güncelleme: 01.12.2019 13:49
Takip Et:
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Popüler Haberler