06 Aralık 2020 Pazar 20:42
Usta Sanatçı,
Takip Et:

Türk müziğinin vazgeçilmez seslerinden biri olan “Paşa” Zeki Müren, 89 yaşına girdi! Zeki Müren hayatını kaybetmeden 3 ay öncesinde “Ülkemden kazandıklarımı ülkeme bırakırım” demişti ve bugünkü karşılığı yaklaşık 500 milyon Türk Lirası olan mirasını Mehmetçik Vakfı ve Türk Eğitim Vakfı’na bırakmıştı.

 

Farklı sesi ve kendine has tarzı ile yaşadığın dönemin en önde gelen sanatçılarından biri olan ve günümüzde bile Türk müziğinin vazgeçilmez seslerinden birisi; şarkı bestecisi, söz yazarı, oyuncu ve yorumcu Zeki Müren hayranları tarafından 89’ uncu yaş gününde anılıyor. Kendisi Üsküp’ ten Bursa iline göç eden Hayriye ve Kaya Müren ailesinin tek evladıdır ve gözlerini 6 Aralık 1931 senesinde açmış, dünyaya merhaba demiştir.

 

DOĞDUĞUNDA DEDESİ KULAĞINA TÜRKÜ SÖYLEMİŞ

Bursa’ nın Tophane Mahallesinde hayata gelen ünlü sanatçı, bir açıklamasında doğduğu günün hikayesini anlatmış ve şunları demişti;

“Uludağ eteklerine ikinci kar çoktan düşmüş. Bursa 0 derecenin altındaki gecelerinden birini yaşıyor. Dedem Hacı Mehmet Efendi, göbeğimin kesilmesinin ardından o güzel sesi ile küçücük kulaklarımın duyacağı ilk ninniyi söylemiş, ‘Oğlan oğlan boyuma dolan. Kolum sana yastık, saçlarım yorgan…”

 

DEDESİ BİR HAFIZDI VE HERKES TARAFINDAN TANINMAKTAYDI

“Sabah ezanı okunduğunda, saat 5’ te dünyaya gelmişim. Rahmetli ninem, ‘inşallah zeki, başarılı bir çocuk olur.’ diyerek ismime Zeki demiş. Ortapazar Caddesi’nde ikamet edenler, o sabah ebemin attıpı sevinç çığlıklarına uyanmışlar. Güzel sesli dedem, Mehmet Efendi herkes tarafından tanınmakta olan bir hafızdı. Her gün Şehadet Camisi’ne giderdi ve ezan okurdu. O ezan okuduğu esnada herkes sokağa çıkardı, tüyleri diken diken dinlerlerdi dedemi.”

 

HALK BABAANNESİNE“TEMİZ HAYRİYE” DİYORMUŞ

“Babam Kaya Müren, Bursa’da en iyi giyinmekte olan erkekti. Yaz-kış dinlemeden öldüğü güne kadar o kravatı ile takım elbisesini asla çıkarmadı. Babaannem ise o uzun beyaz entarisini asla üzerinden çıkarmazdı… Saçlarını hep topuz yapar öyle dolaşırdı. O yüzden halk ona ‘Temiz Hayriye’ lakabını takmıştı.

 

BİR PİYESTE OYNADI

Zeki Müren, ilk musiki nağmeleri, güzel sesli dedesi Mehmet Efendi’den duymuştu. Şahadet Camisi hocası Bıçkıcı Mehmet Efendi sayesinde, 3 yaşında şarkı söylüyordu Batmayan Güneş. Alfabeyi annesi tarafından öğrendi ve öğrendiğinde 5 yaşındaydı. İlk ve ortaöğretim eğitini Bursa’da aldı. Daha okuldayken yetenekleri öğretmenlerinin gözünden kaçmadı ve ilkokulda bir piyeste çoban karakterine hayat verdi.

 

İLK SAHNE KOKUSU

“Gösteriyi izlemek için oturmakta olduğum yerden şarkıcılar ile birlikte şarkıyı mırıldanırdım, söylerdim. Özellikle çadırın assolisti sahneye geldiğinde nefes alamazdım, çok heyecanlanırdım. Sahne kokusunu ilk kez çadır tiyatrosunda sahne alan şarkıcıları izlerken tanıdım. Çok garip bir kokusu vardı, şarkıcılar tarafından sunulmuş esans, yapmış oldukları makyaj, hatta sahne arkasındaki tuvaletten gelen koku bile! Bu rutubetli kokuyu ciğerlerimin en derinine kadar çekerdim.

 

KENDİSİ BİR MÜZEYYEN SENAR HAYRANIYDI

“Ben o günlerde sıkı bir Müzeyyen Senar hayranıydım. Müzeyyen Hanım’ın evimizde bütün plakları bulunuyordu. Okuldan geldiğimde o plakları dinliyor, sonrasında ilk derslerimi aldığım Bursa tambur üstadı İzzet Gerçeker Beyefendi ve Müzeyyen Hanım’ın şarkılarını birlikte seslendirirdik.”

 

YATILI EĞİTİMİNİ İSTANBUL’DA ALDI

İstanbul’ da lise eğitimini tamamlamak için ailesini ikna eden Zeki Müren, 1946 senesinde İstanbul Boğaziçi Lisesinde yatılı eğitimine start verdi. Zeki Müren, “Zehretme hayatı bana cananım, elemlerle dolu benim her anım, kaderimle yanıp sönse de canım, inan ki ben sana yine hayranım.” Acemkürdi makamı kapsamındaki ilk eseri 1949 senesinde Bursa’ da yazdı. Eser, Suzan Güven’ in seslendirmesi ile TRT radyosunda dinlenince yoğun ilgi aldı.

 

BİR MUHABBET KUŞU ESERİ

Boğaziçi Lisesi’nde eğitim hayatına devam ederken, müzik dersleri vermekte olan besteci Şerif İçli ve Kadri Sençalar’ ın derslerini yakından takip etti. Lise son sınıfa giderken Şükrü Tunar’ ın “Bir Muhabbet Kuşu” eseri ile ilk plağını doldurdu. Edebiyat ve resim sanatını da ilgi duyan Zeki Müren, ünlü yönetmen Arşavir Alyanak’ın babası olan Agopos Efendi ve Krikor’dan da dersler almıştır.

 

GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ’NDE EĞİTİM ALDI

Batmayan Güneş, olgunluk sınavını pekiyi dereceyle verdi. 1950 senesinde İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) gitti. Yüksek Süsleme Bölümü Sabiha Gözen atölyesinden birincilik ile mezun oldu ve öğrencilik senelerinde yapmaya başladığı desenler, birçok sefer sergilerde sanatseverler tarafından beğenildi.

 

186 KİŞİNİN İÇİNDEN BİRİNCİ ÇIKTI

Üniversiteye başladığı yıl, TRT İstanbul Radyosu tarafından düzenlenen ve 186 kişinin katılım gösterdiği solistlik sınavından birincilik aldı Zeki Müren. 1 Ocak 1951 tarihinde İstanbul Radyosunda canlı bir şekilde yayınlanan bir programda ilk radyo konserine çıktı. Bu konserde saz ekibi ona eşlik etti; Şerif İçli, Hakkı Derman, Necdet Gezen, Şükrü Tunar ve Refik Fersan.

 

İLK BAŞROL OYUNCULUĞU, CAHİDE SONKU İLE

Zeki Müren, başarılı bir şekilde bitirdiği ilk konserinden sonra, radyolarda düzenli bir şekilde -birçoğu canlı- 15 sene boyunca unutulmayan Türk sanat tarihi eserlerine ses verdi. Sanatçı 1954 senesinde “Beklenen Şarkı” filminde ilk kez sinemada oyunculuk sergileyecekken ona ilk kadın yönetmen ve ilk kadın yıldız Cahide Sonku eşlik etti. Müren’ in 10 beste yaptığı müzikal filmde, sanatçıyı görmek isteyen hayranlar sebebi ile gişe rekoru kırıldı.

 

İLK ALTIN PLAK ÖDÜLÜNÜN SAHİBİ ZEKİ MÜREN OLDU

Türk sinemalarında 17 ayrı filmde başrol oyunculuk performansı sergileyen Müren, sektörün en uçuk rakamlarına sözleşme imzalayan isimlerinden biri oldu. 1955 senesinde Arena Tiyatrosu’nda “Çay ve Sempati” adında bir tiyatro oyununda başrol sahibi oldu. Müren oynadığı filmler isimlerini; Zeki Müren’in şarkılarından aldı. Dönemin en önde gelen ve en çok aranılmakta olan sesi olan Zeki Müren, 26 Mayısıs 1955’ te ilk sahne konserini verdi. Aynı sene ‘Manolyam’ adlı parçası ile Türkiye’de ilk Altın Plak ödülünün sahibi oldu.

 

UNUTULMAZ BİR ÇOK ESERE SESİ İLE CAN VERDİ

Hayatı boyunca 600’ den fazla kaset ve plak doldurmuş olan sanatçı, 1991 senesinde “Devlet Sanatçısı” olarak nitelendirildi. “Şimdi Uzaklardasın”, “Manolyam”, Bir Demet Yasemin” ve “Elbet Bir Gün Bulaşacağız” gibi eserleri hayata getiren Müren, aynı zamanda üslubu ile dikkat çekmekteydi.

 

BODRUM KALESİNDE SON KONSERİNİ VERDİ

Türk sanatında ve dünya çapında bir çok alanda başarılara imza atan Müren, zaman zaman yazdığı şiirleri bir araya topladığı “Bıldırcın Yağmuru” adlı şiir kitabını 1965 senesinde kaset ve kitap haline getirdi. Zeki Müren, 1980 senesinde Kuşadası’nda geçirdiği kalp spazmının ardından 1983 yılında Paris’te kalp krizi geçirdi ve sahnelerden ayrılarak Bodrum’a yerleşti. Son konserini ise 1984’te Bodrum Kalesi’nde verdi.

 

TRT STÜDYOSU’NDA HAYATINI KAYBETTİ

Mal varlığını Türk Silahlı Kuvvetleri ve Mehmetçik Vakfına bağışlayan ünlü şarkıcı, Muazzez Abacı, Muazzez Ersoy ve Ajda Pekkan’ın düetlerinin bir arada olacağı 7 adet beste bulunduran kasetini bitiremeden hayatını, 24 Eylül 1966 senesinde TRT’nin İzmir Radyosu Stüdyosunda kaybetti. Hayatını kaybetme nedeniyse kalp yetmezliği oldu.

 

EVİ MÜZEYE ÇEVRİLDİ

Sanatçının naaşı, Bursa Emir Sultan Mezarlığı’nda defnedildi. Sayısız kuruluş ve kurumlardan yüzleri aşkın ödüle sahip olan Zeki Müren’ in Bodrum’daki evi müzeye dönüştürüldü.

 

 


https://www.youtube.com/watch?v=Fg4dtwj7fRM

Son Güncelleme: 06.12.2020 20:42
Takip Et:
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.