14 Haziran 2021 Pazartesi 11:16
Veba Geceleri romanı konusu ve hikayesi nedir? Orhan Pamuk’un son romanı veba geceleri neyi anlatır?
Takip Et:

Veba Geceleri, Nobel Ödülünü kazanan Orhan Pamuk’un yayınlanan en son romanıdır. Orhan Pamuk bu romanı hakkında Kitap-lık isimli dergide daha önce konuşmuştu. Son romanının doğu-batı romanı olacağını da belirtmişti. Bu kitabını 30 yıldan daha fazla bir süredir kurguladığını ve araştırmalar yaptığını söylemişti. Roman konusu ve karakterleri ile dikkat çeken bir yapıt olmuştur. Osmanlı’da meydana gelen bir salgını konu edinen kitap, şu son zamanlarda yaşanan Covid-19 salgını sebebiyle oldukça dikkat çekti. Günümüzle fazlasıyla özleşen kitap,merak ediliyor. 

Veba Geceleri konusu nedir?

1900 -1901 senelerinde Rodos civarlarındaki hayali bir Osmanlı ada vilayetinde geçiyor. 2. Abdülhamid döneminde olaylar geçmektedir. 1894 yılında baş gösteren ve Hindistan ile Çin’de ortaya çıkan bir veba salgını konu edinilmiştir. Bu salgın sürecinde Osmanlı Devleti’nin yaşadığı olaylardan bahsediliyor. Karakterler arasında Osmanlı’nın en ünlü doktoru Vali Sami Paşa, Hanım Sultan ve Subaylar yer alıyor. Eser bir tarih romanı olarak karşımıza çıkıyor. Yazar bu eserinde, merkez şehirdekiler ve kırsal kesimdekiler ile yaşanan bağ kopukluğunu da anlatmakta. Ege’de hayali bir ada Minger’de olaylar geçmektedir. Bu ada da her dinden insan bulunmaktadır. Kurgusal olarak veba sebebiyle ailesini kaybeden çocukların çetelerinden de bahsedilmekte. 

Veba Geceleri çizim önekleri 

Orhan Pamuk kimdir?

1952 yılında dünyaya gelmiştir. Dedesi demiryolları ve fabrikalar kurarak servet kazanmış bir iş adamıdır. Babası da dedesinin izinden gitmiş fakat başarılı olamamıştır. İstanbul’da özel okullarda eğitim görmüş ve 3 sene mimarlık okumuştur. Fakat ardından okula devam etmeme kararı almış ve gazetecilik kursuna yazılmıştır. 7-22 yaşlarında iken ressam olmayı istemiştir. Fakat 22 yaşında iken resim yapmayı bırakmış ve ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları romanını yazmaya başlamıştır. 

Orhan Pamuk kendini ve romanlarını şöyle anlatıyor ; 

‘ 54 yaşıma kadar olan hayatıma baktığımda, hem mutluluk hem de sefalet içinde masa başında uzun saatler çalışan bir insan görüyorum. Kitaplarımı özenle,sabırla ve iyi niyetle, her birine inanarak yazdım. Başarı,şöhret,mesleki mutluluk... bunlar bana kolay gelmedi. Bugün romanlarım 55 dile çevrildi ama en zoru ilk romanım için bir Türk yayıncı bulmaktı. Cevdet Bey ve Oğulları’nı alacak bir yayıncı bulmam dört yılımı aldı. Bu,yayınlanmamış romanlar için ulusal bir ödül kazanmış olmasına rağmen..’

1982 yılında Aylin Türegün ile hayatını birleştirmiş ve 1991 yılında da kızı dünyaya gelmiştir. Orhan Pamuk bu konu ile ilgili olarak şunları anlatıyor; 

‘ 1982’de ilk romanımı yayınladığımla hemen hemen aynı zamanda, Aylin Türegün ile evlendim ve ikimizde aynı zengin,batılılaşmış İstanbul mahallesinde büyüdüğümüz,aynı sokaklarda yürüdüğümüz ve daha önce aynı okullara gittiğimiz için birbirimizi tanımadığımız için köyümden bir kızla evlendim diyerek onu kızdırırdım. Kızımız 1991 yılında doğdu ve biz ona Kara Kitap’ın kahramanı Rüya’nın adını verdik.’

Hayatını yazarak kazandığını belirten Orhan Pamuk, 1985 ve 1988 yılları arasında New York Comobia Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Eşi ile 2002 yılında ayrılan yazar, kızının ve eşinin arkadaşı olarak hala yanında yer aldığını söylüyor. 2006 yılında bu üniversitede yılda bir dönem ders vermeye başladı. 

Çocukluğunu amcalar ve teyzeler ile geniş bir ailede yaşayarak geçiren Orhan Pamuk, romanlarında kalabalık aile ortamlarını anlatmayı sevdiğini belirtiyor. Fakat zaman ilerledikçe, ailesi dağıldıkça bir merkez olarak bunları konu edinmenin dışına çıktığını söylüyor. 

‘ Gelen Sessiz Ev, ben ve uyku ve uyanıklık arasındaki bu nüfus çalıştı babaannenin monologları aracılığı ile oldu. Rüyalar ile gerçeklik, hayal gücü ve tarih arasındaki gölgeleri de araştıran Beyaz Kale’de aynı dünyanın izleri var. Fakat 1985 yılında başladığım Kara Kitap’ta kendi sesimi bulduğumu hissettim. O zamanlar 33 yaşındaydım. New York’ta yaşıyordum ve kendime kim olduğum ve tarihim hakkında zor sorular soruyordum. Tüm zamanımı Colombia Kütüphanesindeki odamda okuyarak ve yazarak geçirdim. New York’ta geçirdiğim zaman boyunca, İstanbul’a duyduğum özlem, Osmanlı, Fars, Arap ve İslam kültürünün harikalarına olan hayranlığıma karıştı.’ Orhan Pamuk düşüncelerini bu şekilde ifade ediyor. 


Son Güncelleme: 14.06.2021 11:16
Takip Et:
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.