Kardelen /
TEK SUÇUMUZ İNSAN OLMAK
25 Ocak 2012 Çarşamba
İnsanoğlu var olduğu günden bu yana sürekli olarak içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur. Kendimizi ve çevremizi anlayamamanın getirdiği ürküntü dış dünyanın tehlikeli bir alan olarak algılanmasına neden olmuştur. Böyle bir durum içinde kalmak, bizim davranışlarımızı dışarıdan gelecek tehlikelere karşı savunmaya yönelik biçimde düzenlememize ve enerjimizin çoğunu bu doğrultuda tüketmemize neden olacağından, gerçekleri algılamamızı ve kendimizi yaşayabilmemizi de engellemiş oluyor. Çünkü günlük hayatın kargaşasında birde kendi içimizde ürettiğimiz kargaşa ve düşüncelerimiz dış dünyada ki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücü olabiliyor çoğu zaman. Kalabalık toplumların içinde bu yüzden yalnızlaşan bireyler haline dönüşüyoruz. Kendi içimizde yaşattığımız dünya ile dışımızdaki dünya arasında geçen düşüncelerimiz yüzünden sürekli bir savaş halindeyiz.İnsan zihni geliştikçe, düşünceleri değişti, çeşitlilikler arttıkça ve her yönden zenginleşmeye başladı. Kendilerine amaç edindikleri tüm beklentileri gerçekleştikçe bu seferde sahip oldukları maddi bolluğa rağmen, içinde bir boşluk, anlamsızlık, doyumsuzluk ve hem kendine hem de topluma yabancılaşma gibi sorunlarla mücadele etmeye başladı. Günümüzün üçte birini dolduran iş yaşamı, zaman azlığı, ağır çalışma koşulları, ekonomik sorunlar, gelir dağılımındaki dengesizlikler ve insanlar arasındaki iletişim kopukluğu, günümüz insanını anlayış kıtlığına, hoşgörüsüzlüğe ve dolaylı olarak da mutluluk beklentisi olan her insanı mutsuzluğa itiyor. Sonuçlarını da toplum içinde yaşarken görüyoruz. Bir bakıyorsunuz ki hiç ummadığınız insanlardan beklenmedik davranışlar, tepkiler alabiliyorsunuz. Bu hayat şartlarında toplum olarak ruh sağlığı bozuk insanların sayısı her gün biraz daha artış gösteriyor. Siz istediğiniz kadar verici olun, iyimser olur, paylaşımcı olun, doğrucu olun mutlaka bir eksiğinizi ortaya çıkarıp yüzünüze vuracaklardır. Bu şekilde davranışlarla karşılaştığımız sürece yapıcı değil yıkıcı eleştirilerle insan olarak insanlıktan uzak tepkilerle karşılaşıyoruz. Dünyanın birçok sorunu arasında kendimize hiç hatırlatıyor muyuz acaba bir gün, biz de geçip gideceğiz bu dünyadan, öleceğiz diye hiç aklınıza geliyor mu? Elli yıl sonra mı, on yıl sonra mı, yoksa bugün mü? Herkes hastane kuyruklarında sağlık taramasından geçerken, belki de bir trafik kazasında hayatımızı kaybedeceğiz. Bu tür kazaları duyduğumuz zaman hep düşünmüşümdür. Acaba bu insan bugüne kadar nasıl yaşadı, mutlumuydu, kaç kez, birileri ona ne kadar önemli olduğunu hissettirdi, sevilen bir insan olduğunu hatırlattı. Dünya yüzünde yaşarken acaba hiç yemediği,tatmadığı bir şey var mıydı? Hayalini kurduğu şeylerin sahibi olabildimi? İşte bu tür sorular bize insan olduğumuzu ve her insanın, her canlının ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Ne yazık ki bunları bile bile insanlar hala birbirlerini kırıyorlar, üstün olma derdine giriyorlar, “EN” lerimiz bol bir dünya yaratıyoruz kendimize. Kendi özgürlüklerimizi yaşatmak isterken başkalarının özgürlüklerini kısıtlıyoruz, kendi hapishanelerimizi kendimiz yaratıyor sonra da suçlu arıyoruz. Bunlar hiç güzel şeyler değil elbette. Kendi doğrularımızı birilerine kabul ettirmek için süslü püslü gerekçelere niye ihtiyaç duyuyoruz ki öyle değil mi? Zamanımızı ve enerjimizi boş işlere harcayarak, kafamıza takarak kendi kendimizi de tanıyamaz hale getiriliyoruz bilerek ya da bilmeyerek. Vermenin ödülü kendisidir. Ne kadar doğru bir söz. Verdiğiniz zaman mutlaka siz alırsınız. Ama günümüzde vermenin bir ödül olduğunu unutup sanki yaptığımız iyiliklerin hesabını tutar gibiyiz. Unutmayalım ki, bundan yüzyıl sonra dünya üstünde bambaşka insanlar olacak. Yani yüz yıl sonra bugünkü sorunlarımızın da hiçbir anlamı ve önemi kalmayacak. Kimsenin umurunda olmayacağını düşünerek yazarsanız, bugün umursadıklarınız umurunuzda bile olmayacaktır. Tek suçumuz “ İNSAN OLMAK”!... ALLAH UTANDIRMASIN…
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
Copyright © 2003 Uzunköprü Gürses Gazetesi
PTT Arkası Şenuz Market Yanı No:5 22200 Uzunköprü / EDİRNE
Tel:0.284.513 33 59 - 513 93 03
e-mail: editor@gursesgazetesi.com