Kamu Emekçileri Sendikaları Edirne Şubeler Platformu tarafından yapılan açıklamada; “1 Mayıs’ta İstanbul darbe günlerini aratmayan faşist uygulamalara ve saldırılara sahne oldu. Şehir baştan başa ablukaya alındı, Taksim Meydanı bu ülkenin gerçek sahipleri emekçiler tarafından işgal edilecekmiş ve emekçiler düşmanmış gibi bariyerlerle çevrildi. Taksimle özdeşleşen güvercinler bile tel örgüler arkasına hapsedildi. Bu uygulamalara askeri rejimle yönetilen ülkelerde bile rastlamak zordur. Hükümet günlerce “Provokasyon olacak” gerekçesiyle bir gerginlik ve kaos ortamı yarattı. Meydan’da yapılacak anma ve basın açıklaması etkinliği için “anayasal düzen tehdit ediliyor” denilerek ortam terörize edildi. Yaşananlar kimin provokasyon peşinde olduğunu net olarak gözler önüne sermiştir. 1 Mayıs’ta yaşanan görüntülerin tüm ülkede infial yaratması ve AKP’nin demokrasi cilasının dökülmesi karşısında başta Başbakan olmak üzere hükümet suçu emekçilere, konfederasyonlara atma çabası ve telaşı içindedirler. Ancak bu çabalar boşunadır, artık AKP için yolun sonu görünmüştür. Çünkü dayak yiyen, gazla zehirlenen ve plastik mermilerle yaralananlar sadece oradaki emekçiler değil, tüm Türkiye’dir, demokrasidir. Hükümet her şeyden önce vatandaşına niçin düşman muamelesi yaptığının hesabını vermelidir. Daha gösterilerin bile başlamadığı bir saatte DİSK Genel Merkezi’ne yapılan saldırının, içeride yüzlerce insanın olduğu bilinmesine rağmen defalarca atılan onlarca gaz bombasının mantığını açıklamalıdır. Hükümete sormak gerekir; provokasyonu yapanlar karanfillerini Taksim Meydanına bırakmak isteyen emekçiler mi yoksa bir siyasal partinin il binasına, TMMOB binasına ve daha birçok kapalı mekâna gaz bombası atanlar, plastik mermi kullananlar mıdır? Savaşta bile dokunulmayan hastanelere, lösemili çocukların bulunduğu bölgeye gaz bombası atmak mıdır “orantılı” güç kullanmak? Ya da atılan gaz bombasından dolayı fenalaşan genç kızın kafasına vurmak mıdır “anayasal düzeni korumak”? Vatandaşları otobüslerde döverek, stadyumlarda bekleterek ve ambulanslardaki yaralılara bile müdahale ederek mi provokasyon önlendi? Hükümet suçu emekçilere atmakla kendisini kurtaramaz. Uygulamalar ülkenin gerçek sahiplerini düşman olarak gören polis devleti zihniyetini ürünüdür. 1 Mayıs’taki uygulamaların sorumlusu olan Hükümet bunun hesabını vermeden ülkemizde demokrasinin gelişmesi mümkün değildir. Artık tartışılması gereken Meydanları kendi halkına kapatan bir hükümetin ülke yönetme gücü ve kapasitesinin kalıp kalmadığıdır” denildi.
Bir Mayıs 2008 i yaşayan birisi olarak elinize ve klavyenize sağlık. Dünya izledi ve derslerini çıkardı şimdi de bize ders verecek. Ya bizler ders çıkarıpı gelecekte kendimize çeki düzen verecek miyiz? Ne zaman birlikte bu güzel emek bayramını kutlayacağız? Siyasilerimize ders vermenin zamanı gelmedi mi? Haydi 2009 u Taksim'de kutlamak için şimdiden düşünelim ve birleşelim emekten yana...